Balkan ülkesi Kosova’da 1 milyon 959 bin 962 seçmen, erken genel seçim için yerel saatle...
Avrupa Güvenlik Mimarisi Türkiye Olmadan Eksik ve Kırılgan Kalır
Yazı Özetini Göster
Ukrayna-Rusya savaşının uzayan jeopolitik etkileri, Avrupa kıtasını köklü bir güvenlik mimarisi arayışına itmiş durumda. Fransa ve Almanya’nın öncülüğünde “stratejik özerklik” kavramı sıkça dile getirilirken, uzman analizler Türkiye’nin bu yeni yapıdaki vazgeçilmez rolünü bir kez daha vurguluyor. NATO üyesi Türkiye’nin coğrafi konumu, deneyimli ordusu, hızla gelişen savunma sanayii ve diplomatik esnekliği, Avrupa için stratejik bir zorunluluk haline geliyor.
Rusya’nın revizyonist politikaları, Karadeniz’deki güç dengesi, Orta Doğu’daki istikrarsızlık ve göç akınları gibi çok katmanlı tehditler karşısında Avrupa’nın kendi başına yeterince güçlü bir savunma şemsiyesi oluşturması oldukça zor görünüyor. Bu bağlamda Türkiye, hem NATO’nun güneydoğu kanadını güçlendiren bir kale hem de Avrupa ile Asya arasında köprü görevi gören kritik bir aktör olarak öne çıkıyor. Eski Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel’in de belirttiği üzere Türkiye, göç kontrolü, enerji güvenliği ve kıta savunması açısından “vazgeçilmez bir müttefik” konumunda.
Savunma sanayii alanında Türkiye’nin son yıllarda kaydettiği ilerlemeler – yerli İHA’lar, SİHA’lar, hava savunma sistemleri ve modernizasyon projeleri – Avrupa’nın mevcut kapasite açıklarını doldurabilecek potansiyele sahip. Uzmanlar, Türkiye olmadan tasarlanacak herhangi bir Avrupa güvenlik mimarisinin hem coğrafi hem de operasyonel olarak eksik kalacağını, Rusya tehdidine karşı Karadeniz’de ve Balkanlar’da dengeyi sağlayamayacağını belirtiyor. Ayrıca Türkiye’nin istihbarat ağı, bölgesel diplomasi deneyimi ve hibrit tehditlere karşı geliştirdiği yetenekler, Avrupa’nın yeni güvenlik doktrinini tamamlayan unsurlar olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan jeopolitik sürtüşmeler de göz ardı edilmiyor. AB’nin stratejik özerklik hedefleri ile Türkiye’nin bağımsız dış politika çizgisi arasında zaman zaman gerilimler yaşansa da, ortak tehditler karşısında işbirliğinin her iki tarafa da fayda sağlayacağı görüşü ağırlık kazanıyor. Berlin merkezli düşünce kuruluşlarının raporları, Türkiye’nin dışlanmasının Avrupa’da güvenlik açıkları yaratacağını ve Rusya ile diğer revizyonist güçlere avantaj tanıyacağını işaret ediyor. Bu nedenle Türkiye ile derinleştirilmiş savunma ve güvenlik işbirliği, Avrupa için hem bir zorunluluk hem de uzun vadeli bir fırsat olarak görülüyor.
NATO Zirvesi hazırlıkları kapsamında da Türkiye’nin rolü tartışılıyor. Ankara’nın kararlı tutumu, Karadeniz tahıl koridoru gibi diplomatik başarıları ve savunma katkılarının artması, Avrupa başkentlerinde Türkiye’yi masada daha güçlü bir konuma taşıyor. Gelecek yıllarda Avrupa’nın güvenlik mimarisinin şekillenmesinde Türkiye’nin katılımı, kıtanın genel istikrarı açısından belirleyici olacak gibi duruyor.























